Ali in the Jungle

ali_jungle.jpg

"The Hours" adlı gurubun “Narcissus Road” albümünde yer alan bir şarkı bu. Fifa 2008 oyununun müzikleri arasında da yer alıyor.

Sözleri şöyle:
“It's, not, how you start, it's how you finish,
and it's, not, where you're from, it's where you're at,

everybody gets knocked down,
everybody gets knocked down,
how quick are you gonna' get up?
How quick are you gonna' get up?
Everybody gets knocked down,
everybody gets knocked down,
how quick are you gonna' get up?
Just how are you gonna' get up?

Like Ali in the jungle,
like Nelson in jail,
like Simpson on the mountain,
with odds like that, they were bound to fail
like Keller in the darkness,
like Adams in the dock,
like Ludwig van, how i loved that man, well the guy went deaf and didn't give a fuck, no...

No, no, no

It's, not, where you are, ıt's where you're going,
where are you going?
And it's, not, about the things you've done, it's what you're doing, now,
what are you doing, now?

Everybody gets knocked down,
everybody gets knocked down,
how quick are you gonna' get up?
How quick are you gonna' get up, now?
Everybody gets knocked down,
everybody gets knocked down,
how quick are you gonna' get up?
Just how are you gonna' get up?

Like Ali in the jungle,
like Nelson in jail,
like Simpson on the mountain,
well with odds like that, they were bound to fail
like Keller in the darkness,
like Adams in the dock,
like Ludwig van, how i loved that man, well the guy went deaf and didn't give a damn, no...

Oooh, ooh, ooh
no, no, no
oooh, ooh, ooh
no, no, no
oooh, ooh, ooh

It's the greatest comeback since Lazarus,
the greatest comeback since Lazarus,
it's the greatest comeback since Lazarus,
the greatest comeback since Lazarus,
it's the greatest comeback since Lazarus,
the greatest comeback since Lazarus,
the greatest comeback since Lazarus,
the greatest comeback...
It's the greatest comeback...

(Radio commentator) This, is the most joyous scene, ever seen in the history of boxing, this is an incredible scene, the place is going wild, muhammed ali has won, muhammed ali has won, by a knockdown! By a knockdown! The thing they said was impossible, he's done!”

Türkçeye çevirmek gerekirse yaklaşık şöyle bir anlamı var:

“Nasıl başladığın değil, nasıl bitirdiğin önemli,
Ve nereden olduğun değil nerede olduğun.
Herkes düşer, yıkılır,
Herkes düşer yıkılır,
Önemli olan ne kadar hızlı ayağa kalkacağın
Önemli olan ne kadar hızlı ayağa kalkacağın
Herkes düşer yıkılır
Herkes düşer, yıkılır
Ne kadar hızlı kalkacaksın?
Herkes düşer yıkılır
Önemli olan nasıl ayağa kalkacağın
Tıpkı ormandaki ali gibi,
Hapisteki Nelson gibi,
Dağdaki Simpson gibi
Ki onlar başarısızlığa mahkumdu (ama başardılar?)
Karanlıktaki keller gibi
Rıhtımlardaki Adams gibi

Ya da Ludwig van gibi, ah ne kadar severim onu, adam gittikçe sağır oluyordu ama vazgeçmedi, hayır

Ooh ooh ooh
Hayır hayır hayır
Ooh ooh ooh
Hayır hayır hayır
Bu Lazarus’tan beri en büyük geri dönüş
Bu Lazarus’tan beri en büyük geri dönüş
Lazarus’tan beri en büyük geri gelme
En büyük geri dönüş
Bu en büyük geri dönüş…

(Radyodaki yorumcu) : Bu, boks tarihinde görülen en coşkulu sahne, bu muhteşem bir sahne, herkes çılgına döndü! Muhammed Ali kazandı, Muhammed Ali bir knockdown’la kazandı! Bir knockdown! İmkansız diyorlardı, başardı!”

-------------

Şarkıda adı geçen kişiler kimdir diye merak edenler için hatırlatma:

Like Ali in the jungle:

1974 yılında Muhammed Ali dünya ağır sıklet boks şampiyonluğu için Zaire’de George Foreman ile dövüştü. Bu maç “roar in the jungle” “ormandaki gürleme” adıyla anılıyordu. Kendisine şans vermeyenlere şöyle dermiş : “sakın bana şu işi yapamazsın demeyin. Olanaksız olduğunu anlatmayın. En iyisi olmadığımı söylemeyin. Ben en iyinin de iyisiyim”

Nelson in the jail:

Nelson Mandela, Güney afrika’da ırk ayrımcılığına karşı çıktığı için 27 yıl hapiste yattı. Çıktığında Güney Afrika’da ırk ayrımcılığının ardından yapılan ilk seçimlerin galibi olarak başkan seçilmişti.

Simpson on the mountain:

Joe Simpson ünlü bir dağcı. Joe Simpson ve Simon Yates, And dağları'nın zirvesinden dönerken, Simpson’un bacağı kırıldı. Yates, bacağı kırılan takım arkadaşı Simpson’un ucunda sallandığı ipi kesince, buz yarığının içine düşen Simpson, eğer vazgeçseydi dağlarda donmuş bir dağcı olarak kalacaktı. Oysa azimle, kırık bacağına rağmen sürünerek de olsa kurtulmayı başardı. Daha geniş bilgi için bkz: Touching the void.

Keller in the darkness:

Helen Adams keller neredeyse olanaksızı başarmış biri. Hem kör, hem sağır hem de dilsiz olmasına karşın hayata tutunmuş ve başarılı olmuş. Beş lisan bilen, bisiklet, kano ve yelkenli ile gezintiye çıkan, yüzen, satranç oynayan Helen Keller, yazdığı makaleler ve bir dizi kitapla kendisini özürlülere yardımcı olmaya adamış. Başta amerikan görme engelliler vakfı olmak üzere çok sayıda organizasyonda görev almış ve görevleri nedeniyle dünyanın pek çok yerine seyahat etmiş.

Like Adams in the dock:

Francis Adams, 1800’lerin sonunda yaşamış İngiliz şair. Doklarda çalışan işçilerin çektiği sıkıntıları anlatan şiirler yazmış. Hayatının son dönemlerinde yakalandığı hastalıktan kurtulamayacağını anlayınca eşinin yardımıyla intihar etmeye karar vermiş.

Like Ludwig van:


Ludvig van Beethoven, bilinen en büyük klasik müzik dehalarından biri olan kompozitör, ağır ağır ilerleyen duyma bozukluğu sonucunda işite yetisini kaybetmişti. Ünlü dokuzuncu senfonisini hiç duymamış.

Lazarus:


Lazar ya da Azir olarak da bilinen aziz. Öldükten sonra kız kardeşlerinin Hz. İsa’ya yalvarması sonucu Hz. İsa onu hayata döndürmüş. Hz. İsa’nın mucizeleri anlatılırken ölüleri diriltmesinin kaynağı budur.

Etiketler :

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi