Kocaman Gözlü İnsanların Öyküleri: Anime
Anime, yani resimlerin bir animasyon olarak ekranlarda canlandırılması, bir başka deyişle çizgi film… Ne var ki Japonların bizi alıştırdığı tarz, batıdaki çizgi filmlerin aksine, her yaştan insanın izleyebileceği türden filmler.
Japon animelerin tarihi yirminci yüzyılın başına dek uzanıyor. Sinema sektörünün doğuş dönemi, dünyanın eğlence anlayışını aslında sonsuza dek değiştirmişti. Sinemaya gidip, beyaz perdenin renkli öykülerine dalarak düş kuranların sayısı hızla artıyordu. Bir sektör olarak sinema, yeni aktörler ve aktrislerle yirminci yüzyılın masallarını hatta efsanelerini yaratıyordu. Ne var ki beyaz perdede hâkim olan yakışıklı beyaz adam, güzellik abidesi beyaz kadın, Japon sinema sektöründe pek de görülemeyecek imgelerdi. Bunun üzerine Japonlar kendilerinde olmayanı çizmeye karar verdiler. Böylece büyük gözlü, sivri burunlu ve çeneli, birbirinden güzel ve yakışıklı insanların yer aldığı Japon çizgi filmleri doğmuş oldu. Anime olarak adlandırılan bu türde, Manga denen Japon çizgi romanlarının da etkisi büyüktür. Manga yoluyla ülkede aslında çizgi karakterler yaratabilecek bir altyapının ve üretilen ürünün alıcısının zaten bulunduğunu söyleyebiliriz.
Türkiye anime ile 1980’li yıllarda tanıştı. Heidi, Robotech, Voltron gibi animeler neredeyse yayımlandıkları yıllarda Türkiye’de de kendine ekranlarda yer buldu. Normal sinema filmlerine göre anime ile çok daha derinlikli şeyler yapılabilir. Düş gücünün ortaya koyduğu ama gerçek yaşamda gerçekleştirilmesi olanaksız sahneler anime ile seyircinin karşısına çıkabilir. Oyuncuların yaşlanması, ölmesi, tehlikeli sahnelerde kaza geçirmesi ya da kazalardan korunmak için dublör kullanmak gibi sorunları yoktur.
Anime denildiğinde akla gelen en büyük ustalardan biri Hayao Miyazaki. 1941 yılında Tokyo’da doğan ünlü çizer, eserleriyle günümüzün modern masal anlatıcıları arasında yerini almıştır. Miyazaki’nin bilinen ve sevilen birçok eseri var. Barı dünyası onu “Prenses Mononoke” ile tanıdı ve “Ruhların Kaçışı” adlı eseriyle ödüllendirdi. Ne var ki o döneme dek Miyazaki Japonya’da ve dünyanın daha pek çok yerinde tanınıyor ve seviliyordu.
Bilgisayar teknolojisinin gelişimi anime için hem büyük bir kolaylık hem de bir tehlike oluşturuyor. Eskiden elle teker teker çizilen karelerin artık bilgisayar başında kolaylıkla elde edilmesi, anime çizerlerinin işini oldukça kolaylaştırıyor. Anime severler de böylece sevdikleri türden çizgi filmlere daha kolay ulaşabiliyorlar. Öten yandan bilgisayar destekli özel efektler, yalnızca çizgi sinemada değil, sinemanın her alanında kullanılır oldu. Bu da anime yoluyla kapısı açılan masal dünyalarının başka filmlere de taşınabilmesine yol açıyor. Elbette bu tatlı bir rekabet. İzleyiciler her ikisinden de keyif alıyor. Yine de şu bir gerçek ki, anime tutkunları, sevdikleri bu türden kolay kolay vazgeçmeyecekler.

Yeni yorum gönder