Arkeolojinin Altın Günleri

Kasım ayının ikinci yarısı içerisinde çok önemli kalıntılara ulaşan arkeologlar, yılın belki de en heyecan verici dönemlerinden birini yaşıyorlar. Arkeologların sevinci, ortaya çıkartılan kalıntıların ne oldukları kesinleştikçe daha da büyüyor.
Bulgaristan’ın güneydoğu bölgesinde, bir Trakya mezarında, 1800 yıl yaşında bir bronz at arabası ortaya çıkarıldı. Oldukça iyi korunmuş halde olduğu belirtilen bu dört tekerlekli at arabasının içinde bulunduğu mezarın da Trakyalı bir aristokrata ait olduğu düşünülüyor. Üzerinde mitolojik resimlerin işli olduğu at arabasının yanında, bu kişiye ait diğer kişisel eşyalar ile tahtadan ve metalden aletler de bulundu.
İsrail’deyse, kutsal toprakların her yerini mimari eserlerle dolduran Kral Herod’a ait olduğu düşünülen bir lahit üzerinde çalışılıyor. Kudüslü arkeologlar, üzerinde daha önce Orta Doğu’da görülmemiş bir Roma tarzındaki duvar işlemeleri ve resimler bulunan lahiti, geçtiğimiz hafta gün ışığına çıkardılar. M.Ö. 37 yılı civarında Roma egemenliği altındaki kutsal toprakların vekil hükümdarlığını yapan Kral Herod, gösterişe düşkünlüğüyle tanınıyor. Lahit de, Herod’un gösteriş merakına uygun olacak şekilde tasarlanmış olan kış sarayında bulunuyor.
O zamandan bu yana iskelet kalıntıları üzerinde incelemeler yapan ekip, DNA analizlerinin sonucunu geçtiğimiz hafta açıkladı. Bir dişten ve üst bacak kemiğinden alınan DNA örneklerini Kopernik’in kendisine ait bir kitapta bulunan saç örneğiyle karşılaştıran ekibin inceleme sonuçlarına göre, kafatası gerçekten de Kopernik’e ait. Kafatasından elde edilen bulgular, Kopernik’e ait portre çizimleriyle gerçekten uygunluk gösteriyor. Örneğin, kırık bir burun ve sol gözün biraz üzerinde bulunan bir yara izi... Ayrıca, kafatasının 70 yaşındaki bir adama ait olduğu belirlenmiş. Bu da, Kopernik’in 1543 yılında öldüğü yaşa uyuyor.
Kaynaklar: http://www.msnbc.msn.com/id/27822929/
http://www.msnbc.msn.com/id/27842457/
http://www.msnbc.msn.com/id/27808648/

Mükemmel insanlar
Yeni yorum gönder