Homo erectus’un Kalçalısı


homo_erectus1.jpg

Homo erectus... İlk dik durabilen insan, Afrika’yı ilk terk eden insan... Acaba bu terk ediş yürüyüşü sırasında dişilerin kalçaları alımlı bir şekilde bir sağa bir sola mı salınıyordu? Etiyopya’da bulunan bir fosilin kalça kemiklerine göre, evet.

Günümüzden 1,2 yıl önce yaşamış olan bir dişi Homo erectus fosillerine ait leğen kemiğinin günümüz “dişilerinin” leğen kemiğinden daha geniş olması, bilim dünyasını şaşkınlığa sürükledi. Hemen soralım. Sizce bir leğen kemiği, evrim tarihinde neleri değiştirebilir?

Leğen kemiği ve kalça kemeri genel olarak dişilerde daha geniştir. Bu anatomik özellik, kadınlara o seksi kalça savurma hareketi yeteneğini verirken, erkeklere de daha sağlam yürüme ve daha iyi koşabilme yeteneğini verir. Buna ek olarak, dişilerde kalça kemerinin boyutları doğum sırasında bebeğin kafatasının ne büyüklükte olduğu konusunda da önemli bir fikir vericidir. Leğen kemiğinin büyük olması, doğan bebeklerin kafataslarının olduğunu gösterir. Kafatası büyük bir bebek de, kafatası daha küçük olan bir bebekten daha fazla gelişmiştir. Bir başka deyişle, anne karnında daha uzun süre kalmış ya da daha hızlı gelişmiş, sonuçta “daha gelişmiş” bir şekilde doğmuştur.

Doğada çoğu hayvan, özellikle de avcısı bol olan türler, doğar doğmaz yürümeye ya da anlamlı sesler çıkarabilmeye başlar. Duyuları, doğduktan çok kısa bir süre sonra kendisini koruyabilmesine olanak tanıyacak kadar iyi gelişmiştir. İnsan ise doğumdan sonra uzun bir süre anne bakımına muhtaçtır. Ne duyuları iyi gelişmiştir, ne de yürümek ya da tutunmak gibi karmaşık sayılabilecek hareketleri yapabilir. Ortalama 9 aylık bir gebelik sonunda doğan insan, doğduğu anda doğaya bırakılsa tamamen çaresiz olacaktır.

Bulunan fosil leğen kemiğinden elde edilen bulgular, Homo erectus bebeklerinin kafataslarının günümüz bebeklerinin kafataslarından yaklaşık %30 daha büyük olduğunu gösteriyor. Bu veri, çok büyük olasılıkla, Homo erectus bebeklerinin doğduklarında o kadar da “çaresiz” olmadıkları anlamına geliyor. Bu erken insanın bebekleri belki de doğdukları anda oturmak, elle kavramak, ayağa kalkmak hatta belki de minik adımlar atmak gibi hareketleri yapabilecek kadar iyi gelişmişlerdi. Belki de, Homo erectus’un gebelik süresi günümüz insanından daha uzundu.

Bilim dünyası, 1984 yılında ortaya çıkarılan Turkana Adamı’na kadar, Homo erectus’un neye benzediği konusunda fazla bir fikir sahibi değildi. Bu erişkin Homo erectus’un hasar görmüş olan leğen kemiğinden çok fazla bir bulgu elde edilememişti. Ancak, Etiyopya’da ortaya çıkarılan yeni fosil kemikler resmi tamamladı.

Tamamlanan bu resme göre, bebeklerin daha az gelişmiş ve daha bakıma muhtaç halde doğması sonradan ortaya çıkan bir özellik. Bu da, olasılıkla toplu sosyal yaşamın ve kültürün şekillenmesinde önemli bir rol oynadı.

Haber Tarihi: 14 Kasım 2008
Kaynak: www.msnbc.msn.com

Etiketler :

Habeşistan

Bu konuda çalışmalara katılan, yayın üreten antropoloğumuz var mı acaba? Anadolu'nun neandertallerin yerleştiği önemli coğrafyalardan olduğunu biliyor muyuz örneğin, araştırma var mı? Önemsemiyoruz desem karnımız aç, ne leğen kemiği, pirzola belki felan diyen çıkacak, Habeşlere bari yetişelim diyeyim de gaza gelen çıksın bari :) İnsanlığın kökenini merak etmeyen çağdaş toplum olur mu yahu? Uygarlıkta yer alasımız yoksa ne demeye kurduk memleketi? Homo erectus bile çağının en uygar yaratığıyken, hazır homo sapiens olmuşuz mağaraya, şeyhe, şıha dönmeye kalkanı Allah "taş yapar" vallahi. Güzel kaynak önereyim. Tübitak yayınlarından "Modern İnsanın Kökeni", çok güzel bir kitap. Elinize alsanız bırakamazsınız. Hem de ciltli filan kuşe kağıda çok kaliteli ama fiyatı yemek parası bile değil. Yazarı Roger Lewin, çeviren Nazım Özüaydın. "Alıp okumayan taş olsun!", bedduamı da ettim, tutarsa yandınız :)
Chawl (doğrulanmadı) | Per, 20/11/2008 - 21:48

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi