Öpücük
"Nedir ki buse? Biraz daha yan yana
Yapılan bir vaattir. Yemindir kanmayana.
Sevişmek mastarının gül pembe noktasıdır
Bir sırdır ki söylenir ağza, kulak yerine
Bir gönül hazzıdır ki hep derinden derine
Yayılır. Buluşmadır karanfil lezzetinde
Dudakların ucundan ruhu tatmaktır biraz..."
Fransız yazar Edmond Rostand, ünlü eseri Cyrano de Bergerac’ta bir öpücüğü böyle anlatıyor. Farsça’dan Osmanlıca’ya giren bus, buse, Hint-Avrupa dillerinde eski bir kök. Hint ve Slav dillerinde yalamak anlamına gelir. Avrupa dillerinin çoğunda öpüşmek; yalamak, burun sürtmek anlamlarına gelen kus ve bus sözcüklerinden türetilmiştir. (Sözgelimi İngilizce’deki kiss ve buss sözcükleri) Yetişkinler, öpüşmek konusunda hassas, çoğunlukla mahremiyet ve mahcubiyet içeren duygular yaşama eğilimindedirler. Bunun aksine çocuklarda öpmek, son derece doğal bir eylem.
Birçok değişik duyguyla yapılan farklı öpüşme biçimleri varsa da öpüşme sözcüğünü karşılayan çok az eş anlamlı sözcük var. Öpüşmeyi betimlemek kolay değil; öpüşme sanki sözel olarak ifade edilmeye direniyor gibi. Öpüşmek âşıklar için doğal bir eylemse de, bir teze göre dünyaya öpüşmeyi Hollywood öğretmişti. Bu sözün doğruluğu elbette tartışılır. Sözgelimi bizim destanlarımızdan biri olan Dede Korkut öykülerinde Kan Turalı ile Selcan Hatun’un öpüşüp sevişmeleri,
"Iragından yakınından güreştiler. Gizli yaka tutup sarmaştılar. Tatlı damak verip soruştular" biçiminde anlatılır. Öpüşüp koklaşmak bir yana, eskiden el ele kol kola bile yürümek hoş karşılanmazdı. Benzer biçimde Avrupalıların göz önünde öpüşmeleri Çinlileri ve Japonları da şoka uğratmıştı. 19. yüzyılda Avrupa eserleri Çince’ye çevrilmeye başlandığında, bu kitaplarda anlatılan öpüşmeyi ifade etmek için Çinliler alfabelerine yeni bir karakter eklemek zorunda kalmışlardı.
Öpüşmek aslında bizim anladığımız anlamıyla, dudakları birbirine ya da karşındakinin başka bir yerine değdirmek memelilere has bir davranış gibi görünüyor. Başka canlılarda benzer davranışlar var ama bunun anlamının bizdeki öpüşmeden farklı olduğu görülüyor. Sözgelimi “Öpüşen gurami (Helostoma temminckii)” adı verilen balıklar da dudaklarını birbirilerine değdirme hareketi yapsalar da bunun bir sevgi değil, güç gösterisi olduğu biliniyor. Uzmanlar, memelilerde bulunan süt emme güdüsünün öpücüğün kökeninde yatan şey olduğunu düşünüyor.
Öpüşmenin anatomik yanınıysa, dudakların çevresinde bulunan kaslar gerçekleştiriyor. Musculus orbicularis oris adı verilen kaslar, dudakların öpmeye hazır hale gelmesini sağlıyor. Öpüşme sırasında dil de oldukça etkili biçimde öpüş hareketine yardımcı oluyor.
Tek öpüş biçimi aşıklar arasında olanı değil elbette. Öpüşmenin çeşitli kültürel anlamları var. Öncelikle anne ve çocuk arasındaki en önemli bağ öpücük. Ayrıca Birini yanaklardan öpmek onu kardeş arkadaş olarak eşitiniz gördüğünüzü, birinin elini öpmekse ona saygı duyduğunuzu ve sizden üst bir seviyede gördüğünüzü anlatıyor.

Yeni yorum gönder