Sanat

Gökdelen Çılgınlığı Sürüyor
burj_dubai.jpg

Büyük, daha büyük, en büyük… İnsanlar büyük binalar yapmaktan hoşlanıyor. Babil kulesi efsanesini bilirsiniz. İnsanlar gökyüzüne yükselecek ve tanrılara ulaşacak bir kule inşa etmek isterler. Gökyüzüne yaklaştıkça bu çabalarından rahatsız olan tanrılar, kuleye müdahale etmek gereği duyarlar. İnsanın tanrıların yaşadığı yere yükselme cüreti göstermiş olmasına çok kızmışlardır. Böylece kuleyi yıkmaya ve insanları bir daha böyle bir şey yapamamaları için cezalandırmaya karar verirler. Bu ceza herkesin artık farklı bir dil konuşmasıdır.

Babil kulesi elbette işin efsane kısmı. Yine de eskiçağlardan kalma yapılar bize insanın yüksek binalar yapmaktan hoşlandığını gösteriyor. Sümerlerin göğe yükselen zigguratları bunun bir örneği. Eski Mısır ve Güney Amerika gibi birçok yerde karşımıza çıkan piramitler de kendi zamanlarının gökdelenleriydi.  Betonarme yapıdan, çelik konstrüksiyondan habersiz olan eski çağların yapı ustaları, yüksek bir bina yapmak için bildikleri tek yöntemi kullanıyor ve binayı geniş bir taban üzerine oturtuyorlardı.

Empire State

Yapı tekniklerinin gelişmesi, asansör, yürüyen merdiven gibi buluşların da yardımıyla insanlar sanayi devriminin ardından peş peşe yüksek binalar yapmaya başladılar. Bu binalar yükseldikçe şehir içindeki araziyi verimli kullanmak olan ilk amaç yerini bir yarışa bıraktı. En büyük en görkemli gökdelene sahip olmak büyük bir prestij sağlıyordu. Dünyanın en yüksek binası başlığını atmak, 1931’da Manhattan’da yapılan Empire State, 1998’de bitirilen Malezya Kuala Lumpur’daki dev Petronas Kuleleri’nde olduğu gibi aslında mimarinin ve mühendisliğin sınırlarını zorlamak gibi.

Taipei 101

2006 yılında Tayvanda inşası biten ve o dönem dünyanın en yüksek binası unvanını elinde tutan “Taipei 101” binasının mimarı C.P. Wang “Bazı Asya ekonomileri çok hızlı büyüdü, şimdi de kimliklerini ifade etmek istiyorlar” demişti. “Bence bunun en kolay yollarından biri gökdelenler.” Bu öngörüsü belki gökdelen çılgınlığına bir açıklama getiriyor gibi. Çünkü Taipei 101 tahtını fazla koruyamadı. Finansal açıdan çekim alanı haline gelmiş bir başka kent olan Dubai, en yüksek bina unvanını da Tayland’ın elinden aldı.

Taipei 101 binası, o zamana dek yapılmış en yüksek gökdelenler olan Petronas kulelerinden yaklaşık bir futbol sahası büyüklüğündeydi ve 508 metreye ulaşıyordu. Bir gökdelen olmasa da, dünyanın en yüksek yapılarından biri olan Kanada’daki CN Tower adlı televizyon kulesinin 553 metrelik yüksekliği de geçilmiş durumda. Dubai’de yapılan “Burj Dubai” binasıysa bu yüksekliği çoktan aştı. Şu an 608 metre yükseklikte olan binanın yapımı sürüyor. Bittiğinde 160 katlı olması planlanan gökdelenin boyu, 800 metreden fazla olacak.

Burj Dubai'de 56 asansör, daireler, alışveriş merkezi, yüzme havuzu bulunması tasarlanıyor. Gökdelenlerin uzunluğu arttıkça teknolojilerde de yenilikler gerekiyor. Bunlardan en önemlisi asansör.  Yüksekliği 400 metrenin üzerinde bulunan binalarda geleneksel çelik kablo asansörlerin kullanımının, hem hız hem ergonomi bakımından yetersiz kalması tasarımcıları yeni arayışlara yönlendiriyor. Çözümlerden biri böylesi yüksek gökdelenlere uygun asansörlerde, çelik kablo yerine hidrolikle çalışmaya karar verilmesi. Başta Taipei 101 olmak üzere son dönemlerde inşa edilen dev kulelerde artık hidrolik teknolojisiyle çalışan asansörler kullanılmaya başladı. Bu teknolojinin en büyük avantajı, önceki teknolojiye kıyasla katlara daha kısa sürede çıkarırken çok da sessiz çalışıyor olması. Ayrıca bina içinde kablo teknolojisine göre çok daha az sarsıntı oluşuyor. 100 kilometrelik uzaklıktan görülebilecek olan Burj Dubai’nin yapımının kısa süre içinde bitirilmesi hedefleniyor. Ne var ki Burj Dubai de en yüksek bina etiketini uzun süre taşıyamayacak gibi.  Çünkü yine Dubai'de yapımına başlanacak Al Burj'un 2012 yılı gibi tamamlanacağı ve uzunluğunun en az 1.2 kilometre olacağı belirtiliyor.

Etiketler :
Dünyayı Ele Geçir Tuşu
terminator_kedi.jpg

Terminator filmlerini bilirsiniz. Dünyayı ele geçirmek isteyen makinelerin ve onlara engel olmak isteyen insanların serüvenlerini anlatıyor.

Jan van Eyck
van_eyck.jpg

1395-1441 yılları arasında yaşamış Hollandalı ressam. 15. yüzyılda yeni gelişmekte olan yağlı boya tekniğini yetkinleştirmesiyle bilinir.

Piet Mondrian
mondrian.jpg

1872-1944 yılları arasında yaşamış Hollandalı ressam. Mondrian, “Stijl” adı verilen soyut resim akımının öncülerindendi.

Savaş Yıldızı Galactica'nın Yeni Sezonu Başladı
battlestar_galac.jpg

Savaş Yıldızı Galactica’nın Saylonlarla yaşadığı savaşları ve insanlığın Dünya'yı arayış serüvenini anlatan muhteşem dizi, dördüncü sezonuna başladı.

Utagava Ando Hiroşige
hirosige.jpg

1797-1858 yılları arasında yaşamış Japon ressam. Resimlerinde ağırlıklı olarak manzaralara yer verdi.

Harmenzoon van Rijn Rembrandt
rembrandt.jpg

1609-1669 yılları arasında yaşamış Hollandalı ressam. Sanat tarihinin en büyük isimlerinden biri olarak kabul edilir.