En Sevilen Yabancı Futbolcular

ensevilen.jpg

Futbol tüm dünyada en çok sevilen spor dalı. Ülkemizde de en yaygın olarak futbol takip ediliyor. Futbol kulüplerinde oynayacak yabancı oyuncuların sayısıysa her zaman tartışma konusu oldu. Bugüne dek Türkiye’ye pek çok yabancı oyuncu geldi. Kimileri fazla bir şey yapamadan ayrıldı, kimileriyse taraftarın bağrına bastığı, sevilen yıldızlar oldular. Gelin birlikte Türkiye’ye gelmiş ve gönüllerde taht kurmuş yabancı oyuncuları anımsayalım…

Gheorghe (Gica) Hagi :

Karpatların Maradonası adıyla anılan Rumen futbolcu, Türkiye’de en sevilen yabancı futbolculardan biri oldu. Galatasaray’a geldiğinde 31 yaşında olan Hagi, Steaua Bükreş, Real Madrid, Barcelona gibi büyük takımlarda oynamış bir efsaneydi. Yine de kariyerinin en başarılı ve en mutlu günlerini Galatasaray’da geçirecekti.

1996’da geldiği Türkiye’de 5 sezon kalır. Galatasaray'da 1 Avrupa Süper Kupası, 1 UEFA Kupası, 4 Lig Şampiyonluğu, 2 Türkiye Kupası, 1 Cumhurbaşkanlığı Kupası görür.

Hagi

Yalnızca iyi bir tekniği olduğu için değil, kazanma hırsıyla dolu olduğu için sevilir; bu özelliği takımındaki diğer oyuncuları da ateşler. Öyle ki kimi zaman hırçın bir futbolcu olarak bile anılır. 167 maçta attığı 78 golün yanı sıra, “Mesleğinde büyüdükçe küçülmeyi öğreneceksin” sözleri taraftarın gönlündeki yerini sağlamlaştırır.

Harald Toni Scumacher:

Schumacher

Almanya milli takımının ünlü kalecisi Fenerbahçe’ye geldiğinde herkes sevinmiş, bir süre buna inanamamıştı. FC Köln, Shalke 04, Bayern Münih ve Borissia Dortmund kalelerini koruyan oyuncu, 1982 ve 1986 yıllarında Dünya Kupası finallerinde oynamıştı. Futbolun “22 kişinin topun peşinde koştuğu ve sonunda Almanların kazandığı oyun” olarak tarif edildiği yıllardı. Almanya’daki futbolun ve futbolcuların perde arkasında yaşadığı şeyler “Anpfiff” (Başlama Vuruşu) adlı kitapta anlatan Schumacher, bu kitabın getirdiği yankının ardından Almanya’da pek de sevilmeyen biri durumuna düşmüştü. Fenerbahçe’de kalede devleştiği yıllarda taktığı şapkayla ve sarı kaleci kazağıyla hatırlanan kaleci, bir ara sarılık olmuş ve taraftarları üzmüştü. Fenerbahçe’nin 103 gol atarak şampiyon olduğu sezon, kalesinde harikalar yaratan usta oyuncu, 1990’da jübilesini yapıp futbolu Fenerbahçe’de bırakmıştı. Onunla ilgili hatırlanan şeylerden biri de televizyonda bir reklamda söylediği “çuk iyi tilivizyon” repliğiydi.

Zoran Simovic :

Simovic

Yugoslav futbolcu ekolünün bilinen isimlerinden Simovic, aslen Karadağlıydı. 1984 yılında Galatasaray’a transfer olacağı söylendiğinde önce herkes kuşkuyla karşılamıştı bu haberi. Hajduk Split takımının ve Yugoslavya’nın milli kalecisinin adı Nottingham Forrest, Liverpool gibi takımlarla anılıyordu ne de olsa. Ne var ki 1984 Avrupa Şampiyonası’nda Daminarka’dan ve Fransa’dan yediği goller, kalecinin ada macerasını başlamadan bitirmiş oldu. Jupp Derwall’in de Galatasaray’da olduğu o dönemlerde Simovic, ilk zamanlarda iddialı açıklamalar yapsa da başlangıçta yaşadığı kötü performansı onu büyük konuşmaktan alıkoyacaktır. Simovic gittikçe yükselen bir grafik çizerek Galatasaray’daki kariyeri boyunca ili lig, bir kupa şampiyonluğu yaşadı. Elinde Türk bayrağıyla sahada tur atarak sevinç gösterileri yapması onun en sevilen futbolculardan birisi olmasını sağlayan etkenlerden biriydi. 1990 yılında futbolu bıraktı. Hem gollere geçit vermeyen, hem de penaltı atışlarında kaydettiği şık gollerle Simovic hâlâ hatırlanıyor.

Pascal Nouma:

Nouma

“Fransa’da doğdu,
Beşiktaşlı oldu,
Helal olsun sana
Pascal Nouma Pascal Nouma!”
İşte bu tezahürat uzun süre Beşiktaşlı tribünlerin Nouma’ya haykırdığı sözlerdi. Lens ve Strasbourg gibi takımlarda oynadıktan sonra 2000 yılında Türkiye’ye geldi. Hırsıyla ön plana çıkan oyuncu, zaman zaman hırçın hareketlerini de sahaya yansıttı. Beşiktaşla sezon sonunda anlaşamayınca gönderildiyse de bir yıllık Marseille macerasındna sonra yeniden Beşiktaş’a geldi. Eğer bir Fenerbahçe maçında attığı golden sonra yaptığı hareketler olmasaydı klüpte uzun yıllar kalabilirdi. Beşiktaştan ayrıldıktan sonra oynadığı Katar ve İskoçya liglerindeyse büyük bir başarı gösteremedi. Bir ara Türkiye’de “Dünya’yı Kurtaran Damın Oğlu” filminde rol aldı.

Arçil – Şota Arvaladze :

Arçil-Şota

Trabzonspor’un ikiz oyuncuları, Türkiye’ye geldikten sonra futbollarının yanı sıra hem ikiz oluşları hem de sempatik tavırlarıyla taraftarların ilgisini çekmeye başlamıştı. 1993 yılında Gürcistan’ın Dinamo Tiflis takımından transfer edilen kardeşlerden Arçil 1997’de Hollanda’nın NAC Breda, Şota ise Ajax takımına transfer olup ayrılıncaya dek birçok başarılara imza attılar. Şota, attığı 25 golle gol krallığı unvanını da kazanmıştı. O dönem Türkiye’de oynayan bir başka yabancı futbolcu Kompela, onlarla ilgili bir anısını şakayla karışık şöyle anlatıyor: “Bir gün Trabzon'la maçımız var; hoca bana dedi ki Trabzon'da Şota diye bir oyuncu var, onu kaçırma yeter. Ben de sahaya çıktım maç başladı benim gözlerim Şota'yı arıyor, bir de baktım ki iki tane Şota var. Ne yapacağımı şaşırdım bana en yakın olanı marke etmeye çalıştım…”

Majid Musisi:

Musisi

Ugandalı futbolcu, 1994-95 sezonunda Fransa’nın ikinci lig takımlarından Rennes’den Bursaspor’a transfer edildi. Bursaspor’da oynadığı ilk iki yılında yükselen bir grafik çizen Musisi, taraftarlarla iyi bir diyalog kurmuştu. Karlsruhe takımına karşı oynarken attığı bir golün ardından yaptığı timsah yürüyüşü, Bursalı futbolseverlerce çok beğenildi ve Bursaspor’un sembollerinden biri oldu. Üçüncü senesinde Bursaspor’la yolları ayrılan oyuncu Çanakkale Dardanelspor’a transfer oldu, 2000 yılına kadar burada oynadı.

Cevat Prekazi :

Prekazi

Yugoslav futbol ekolünün Türkiye’deki unutulmaz isimlerinden biri olan Prekazi, 1985-86 sezonunda Galatasaray’da forma giymeye başlamıştı. Uzaktan vurduğu sert şutlarla ön plana çıktı. 1989 yılında Galatasaray’ın Monaco’ya karşı oynadığı maçta yaklaşık 40 metreden attığı golle unutulmazlar arasına girdi. 1991 yılına kadar Galatasaray’da oynayan oyuncu, saç biçimiyle de bir moda başlatmıştı. Önleri kısa, ense kısmı uzun saç biçimi, uzun süre birçok kişi tarafından kopyalanmış ve Prekazi saçı diye ünlenmişti. “Topun canı vardır” sözü hâlâ hatırlanıyor.

Steve Komphela:

Kompela

Bir dönem Gaziantepspor’da oynayan futbolcu, ünlü olmasını futbol yeteneğinden çok magazin basınına borçlu. İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu olan futbolcu, bildiği dört dilin yanına kolayca öğrendiği Türkçe’yi de ekleyince televole tarzı programların ilgi odağı haline gelmişti. Çanakkale Dardanelspor’da oynarken kendisine bir tv kanalından yapılan teklifi kabul edip televizyon yıldızlığına geçmiş ve bir futbol-talk show yapmıştı. Kibariye’nin kendisine “Kompiş” diye hitap etmesi de izleyicilerin zihinlerinden çıkmadı. Bir dönem adı kaçakçılık olaylarına karıştığı gerekçesiyle sınır dışı edildi ve ülkesine döndü. Tüylerim diken diken oldu yerine “kollarimdan boyle boyle bi şeyler çikiyo abijim” sözlerini anımsıyoruz. Şu günlerde ülkesi Güney Afrika’da teknik adam olarak futbol yaşamına devam ediyor.

Uche Okechukwu :

1993 yılında Fenarbahçe’ye gelen Nijeryalı futbolcu, uzun yıllar defansta güvenilir bir kale gibi oynadı. Özellikle 1996 yılında Jes Högh ve kaleci Rüştü Reçber ile kurdukları üçlüyle Fenerbahçe defansı mükemmel bir hale gelmişti. Türk vatandaşlığına geçen futbolcu, Deniz Uygar adını almıştı.

Uche

İstanbulspor’da futbolu bırakan oyuncunun adı bir dönem bazı şarkıcılarla ve mankenlerle anılıyordu. Ülkesinde İgbo kabilesinin kralının oğlu olan Uche, sarı lacivertli formayı en uzun süre giyen yabancı oyuncu olarak Fenerbahçeli taraftarların gönlündeki yerini koruyor.

Kuşkusuz bu listeyi uzatmak mümkün. Buraya Kovaçeviç, Les Ferdinand, Taffarel, Mario Jardel, Popescu, Ferdinand Coulibally, Kenneth Anderson, Van Hojdonk, Alex gibi isimleir de ekleyebiliriz. Onlar, hangi takımın renkleri altında oynarsa oynasın Türk futboluna unutulmaz renkler katan futbolcular.

Etiketler :

bencede en sevilenler

bencede en sevilenler arasında toni scumacher ve uche
Misafir (doğrulanmadı) | Per, 03/12/2009 - 23:37

uche ensevilen futbolcudur

uche ensevilen futbolcudur bence
Misafir (doğrulanmadı) | Per, 16/04/2009 - 14:13

harikabir site

harikabir site
musti (doğrulanmadı) | Pzt, 11/08/2008 - 23:53

Çok keyifli bir yazı

Çok keyifli bir yazı olmuş,teşekkürler.Benim de aklıma eski beşiktaşlı amokachi geldi bu listeye eklenebilecek ancak dediğin gibi herkesi yazmaya kalkarsan liste hiç bitmez :)
fatih (doğrulanmadı) | Pzt, 23/06/2008 - 21:34

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi